Işıl Dirican etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Işıl Dirican etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2014

“Bir Sanatçı Gibi Araklayın”

Kıskançlık krizinin panzehiri olarak ne kadar çikolata yesem olmayacak (tekrar ve tekrar). Bu kitap karşında çaresizliğim görülmelidir, animasyon karakterlerinin çeneleri yerlere kadar iner ya öyle bir durum içsel olarak yaşandı günlük (kusura bakma ama okuyucuya günlük demek adetimdir zar zor bulduğum bu dengeyi bozamayacağım:).

Yaratıcılık üzerine yazılmış en sarsıcı kitap şu an sol elimde. Birkaç kitap daha var bol bol altını çizdiğim ve notlar aldığım ama bu kitap tasarımıyla, cesaretiyle her anlamıyla göz dolduruyor. Yalnız kitabın şöyle bir kötü huyu var sayfalar dağılıyor, hepsini tek tek bantlamak zorunda kaldım bu da kitabı asırlar öncesinden kalmış izlemini doğurdu. Fotoğrafta görüldüğü gibi kabına sığamayan hali bantlarım şefkatine muhtaç.

Kişisel gelişim kitaplarını neden seviyoruz? Çünkü bize sahada yaşanacaklar konusunda taktik veriyor. Bu bize iyi geliyor, her zaman ilhama, ustalara ihtiyaç duyduğumuz sanat alanında daha çok kırılgan olmamız normal. Austin Kleon otobiyografik deneyimlerini tüm samimiyetiyle açıyor bize. Bu manada “Demek Yazar Olmak İstiyorsun!” kitabına benziyor.


Kısa, kısa çalışma yöntemi sunan yazar bir çok sanat dalıyla birden ilgilenmenin faydalarını direk kendi bünyesinde denemiş, gerçekten de kendini yola getirmeyi başarmış gözüküyor. Gözüküyor diyorum çünkü İnstagram'dan takip ediyorum. Bu bile (sosyal medya) sanatçılık için yeni bir durum, hayatınızın ne kadarını paylaşmak karizmayı çizdirmez? Birkaç ünlü yazar takip ediyorum “ne kadar rezil olursam o kadar iyi” diyende var lortlar kamarasındaymış gibi dik duranda.

Kleon eski bohem artık hayatların kalmadığını yazıyor. Evli çocuklu ve düzenli çalışan olan insanların sanat yapması mümkünmüdür? Ona göre evet! Bu durum zaten insanı disipline eder. Bana kalırsa hayır! İş hayatı bazen deli de eder. Çünkü çalışma saatlerinden güvenliğe kadar her şeyin sorunlu olduğu gibi ülkelerde kendini (kimliğini) iş yerinde kaybetmek çok mümkün.


Alıntı, çalıntı, ilham almak konusunda da yeterince örnek veriyor. Kafamızın içindeki hiçbir imge bize ait değil aslında tam olarak kimseye ait değil. Çocukluktan itibaren biriktirdiğimiz ne varsa onlarla konuşuyor, onlarla yemek yapıp, ilanı aşk ediyoruz. Bilgilerimize kendimizi de katıp tekrar ürettiğimizde çalmış olmuyoruz. Kitabın ismi de tam bu kışkırtıcılıktan çıkıyor. Sanat okullarında, uydu (kendine bağımlı) modeli öğrenci yetiştirilmesinin sakıncasını da insanı körleştiren bir eğitim olarak özetleye bilirim. İnsan bütün her şeyden beslenmeli ve kalbini en hızlı ne attırıyorsa önce takip etmeli, sürekli taklit edip sora da kendi baharatlarını eklemelidir bence de.

Yazıyla kolaj yapma tekniğini, her gün projenin üzerine bir parça eklemeyi, her objeye farklı açılardan bakmayı bu kitaplardan öğrendim, tabi görme biçimleri” kitabı da bu alanda tam bir baş yapıttır onu da belirteyim.


Sanatın zorlu yollarından geçerken nasıl para kazanacağız, kimlerden feyiz alacağız, davulun sesi ne kadar uzaktan hoş gelir, perdeleri akralik lekesi yapınca anneden terliğin geliş yönünü nasıl hesaplayacağız bütün bunların cevabı bu kitapta demeyi çok isterdim ama bazılarını belli ki biz bulacağız, bulduklarınızı da paylaşacağız...

Şimdi alıntı zamanı geldi çattı, daha doğrusu Kleonun önerilerinin bazıları şöyle:

“Taklit dalkavukluk değildir.”

“Ekrandan uzaklaşın.”

“Bildiğini değil istediğinizi yazın.”

“Üretken oyalanmayı hayata geçirin.”

“Sır: İyi iş çıkarın ve insanlarla paylaşın.”

Kitabın Künyesi:

Austin Kleon

www.austinkleon.com

Butik Yayıncılık

www.butikyayincilik.com


Not: New York Times'ın bestseller listesine girmeyen pek bir kitap yok gibi neredeyse bütün kitaplarda bu ibareyi görüyorum.

7 Eylül 2014

Bugün menüde aşk, ihanet ve diyabet var


TEPETAKLAK

Jami Attenberg

www.jamiattenberg.com

Çeviren: Uğur Portakal

Yayınevi: Martı

Kapak tasarımı: Yasin Öksüz

Umarım Yahudi takıntın yoktur, umarım yemekle ilişkin takıntılı hale gelmemiştir ve umarım kitap tanıtımlarını seviyorsundur.

Çünkü bu yazıyı okumanı engelleyecek şeyler bunlar. Diğer şeyleri rakibim olarak görmüyorum! (tamam tamam televizyonda maç falan varsa n'apalım bu benim markuz kaderim der çekilirim köşeme).

Yaz aylarında en çok kişisel gelişim kitapları satılıyor diye mi bilinmez kitabın kapağına BAZEN BAŞLANGIÇLAR İÇİN UMULMADIK BİR GİDİŞ GEREKİR... diye not eklemişler. Önceden uyarayım pek öyle kişisel gelişim kitabı kıvamında okuyacağımız bir kitap değil. Jami Attenberg olayları tatlı bir dille hatta bazı küçük eğlenceli oyunlarla anlatıyorsa da romanda herkesin hayatı gerçekten zor. Hele de Edie'nin ki, yüz otuz kilo diyabetin eline düşmüş herkesin hastalığı hakkında konuştuğu tatlı Edie'nin ki. Doktorların hayatı riskinin olduğu bir seri ameliyat sırasında kocasının (60 yaşında) onu terk edip flört defterini tekrar açması ve bu yolda yeşil sahalara hızla geri dönmesini diye özetliye biliriz kabaca. Tabi bu çok eksik bilgi olur.