Gary mall etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gary mall etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2014

Doktor, doğruyu söyleyin deli miyim neyim ben?

“İnsanların psikiyatrik rahatsızlıkları hakkında böyle utanç hissetmeleri beni oldum olası hayrete düşürmüştür. İnsanlar ayakları kırılıp yardıma ihtiyaç duyduklarında utanmazlar, ama psikiyatrik tanı ve tedavi alanında kaydedilen muazzam gelişmelere rağmen pek çok kişi hâlâ  akıl hastalığının kişisel bir zayıflık, utanılacak bir şey olduğuna inanır.”


Nasıl alıntıyı başa koyarak seni bir nebze de olsa şaşırtmayı başara bildim mi Günlük? 
Yazıda soru sorulmasını pek hoşlanmasam da (çünkü bana gerçekten soru sorsa cevabımı da isterdi diye düşünürüm) ama ne de olsa burası bir blog ve alta yorum ekleye bilirsin. 
O zaman sorulara devam, 

peki sen hiç yazı yazmadan önce aldığın bütün notları kaybettin mi? 
Ben bu yazının tüm notlarını kaybettim ve şimdi onları çok özlüyorum.
Pskiyatri bizim de çekindiğimiz bir bilim. Hem çok merak ediyor hem de gidene “hıh biliyordum zaten dediğimiz” danışmanlık..
Her kesimin ama en kültürlümüzün bile saklayarak gittiği klinikler. Oysa ki ne çok paralar veriliyor, onunla hava atsak ya mesela “yıllardır terapiye gidiyorum iki dükkan sattım gene de doyamadım” falan dense bak herkes nasıl akın eder. İmajını yenilemesi şart. Nitekim yaşam koçu denilen insanlara daha sıcak bakılıyor kadın programlarında kadrolu gibiler.

Bu kitapla psikolojinin atmosferine kaptırıp ruhumuzun derinliklerine ineceğimizi sanırken daha çok  hafif sorunlara göz gezdiriyoruz, çoğu da fiziksel rahatsızlık çıkıyor zaten (kan şekerinin düşüklüğü gibi) belki artık manyaklık konusunda gerçek dünya kendini aştığından öyle “o my got! “ diyeceğimiz bir durum yok. 
Tabi çıplaklığa performans sanatından aşina olanlar için yazıyorum bunu. İnsan bedenine o kadar uzaksak belki de uzayda (arkasına takılacağımız) yeni bir koloni aramalıyız.

Aslında bu hayatta çok satanlar raflarına pek takılmıyorum, mesela son aldığım kitap, Doglas Adams’ın Doctor Who'su  şu ara sırıtarak onu okuyorum. Çok geri kalmış sanmayın beni Otostopçunun Galaksi rehberi baş ucu kitabımdır (Anlayın nasıl bir insanım) Yani böyle birinden öneri aldığınız hiç unutmazsanız...

Çünkü biliyorum şimdi neden Türk kitapları okumuyor falan diyenler olacaktır içlerinden. Sorunun cevabı tamamen keyfimin kahyasıyla ilgili, yani ben de bilmiyorum. Sonuçta eleştiri yazmıyorum, okuduğum kitapların hissiyatını yazıyorum, sevgili günlük...

Eleştirilecek kitaplar yok mu? Var hem de nasıl, hele bazı kitaplar var “Ne böyle kelimeler bir araya nasıl gelmiş? Cümle olmaya ne ara karar vermişler? Ben salak mıyım acaba?” diye sordurtan kitaplar. Başka  nice kitaplar okumuşum haklarında ağzımı bile açmamışım. Sadece teknik olarak okuduklarım var nasıl konuyu ilerletmiş, heyecan unsuru nerede? Mizah var mı? Yazar kitapla köşeyi nasıl dönmüştür? diye.

Tekrar bahsi geçen kitaba dönersek (ki hiç oradan ayrılmalıydık) Yaklaşık 15 olay yazılmış, beni en çok eğlendiren iki hayatı olan adamın ustalığı oldu. Bir de ilgimi çeken doktor olurken kendilerine takındıkları roller (taktikler). Doktorumuzun nasıl yıllar içerisinde sınıf atladığı da gözlerimizden kaçmadı tabi. 
Son olarak ben olsam kitap kapağına kutu mendil resmi koyardım, çok kullanılan obje olma sebebiyle. Onun için de animasyonunu yaptım.

Ve işte karşınız da kitabın künyesi:
Bir Pisikiyatristin Gizli Defteri
Gary mall – Gigi Vorgan
NTV yaynıları