5 Kasım 2014

Sözlerimin arkasındayım, birinden saklanıyorum da

Sana nasihat vermek gibi olmasın ama başladığın yazıyı hemen bitirmelisin günlük. Yani taslak olarak yarım kalan yazının istikbali az yazılmış ve kaderine terk edilmiş yazıdan çok daha parlak. Eğer bu yazdığım metni başladığımda bitirmiş olsaydım yaklaşık bir haftadır vicdan azabıyla gezmezdim. Halbuki “iyi yazmak” üzerine okuduğumuz kitap ne diyordu kısa yazın.

Olayımız düzgün konuşmak. Mesela atık veterinerler bile çok hasta hayvanımız için ne diyor “onu uyutmamız lazım”. “Onu öldürmememiz lazım” demiyorlar. Bu manasını hemen anladığımız ama kafamızdaki arşiv yerleri ayrı cümleler gibi hayatı kolaylaştıran dile ihtiyacımız var. Ulu orta, paldır küldür öldürücü cümleler kuran arkadaşları gerçek hayata sadece twittere yakışacaklarına inananlardanım.


Sözlü dövüş sanatı tongue fu’ yu, başta öğretmenlere yöneticilere ve diğer iletişim içinde yaşamak zorunda olan arkadaşlara önerim. Her ne kadar kişisel gelişim kitaplarından bıkmış olsanız da. Madem dil yarası diye bir şey var bunun mutlaka tedavisini olmalıyız. Yeni bir kitapmış gibi tanlattığım kitabın 16 baskı yapmış olması da başka bir durum tabi.

Tongue fu’ yu bulduğumda kategorisiz bir rafta tek başına (garibim) duruyordu. Her zaman ki gibi burnu büyük bir edayla başladığım kitabın şu anda çizilmedik yeri, kıvılmadık sayfası, yapıştırılmadık ayracı kalmadı.

Sözlü dövüş sanatı diye tabir edilen kitap, daha çok konuşmalarımıza dikkat etmemizi sağlıyor. Konuşuyoruz ama anlaşamıyoruz. Hatta konuşmadığımız zaman dinlersek empati yaparsak daha iyi anlaşıyoruz. Kitapta dalaşmanın üste çıkmanın yollarını anlatmıyor aksine biliyoruz ki konuşmak bile artık dinlemek yerine kendi sırasını bekleme halini almış durumda. 

Öyle laflar ediliyor ki bazen, gerçekten “çenen çekilsin” dedirtiyorlar. Hele de kırılgansanız ve karşıdan beklediğiniz güzel bir laf varsa, karşı taraf size esip gürlüyorsa yıkım büyük oluyor. 
Söyleyen büyük bir yükten kurtulduğunu sanıyor ama karşı taraf kendini bu şekilde algılanmasının kim bilir nelerle ilişkilendirip daha büyük yıkım için planlarını yapmaya başlıyor. Bu iş bu şekilde kısır sonsuz bir döngü deyken sadece kendi hatırımız için bile olsa Tongue Fu’ yu okumalıyız.

Gelelim kitabın seçtiğim bir bölümüne:

Gerçekten de; başka birisinin nezaketsiz davranışların nedenini bulmak için gerekli zaman ve çabayı niçin sizin harcamanız gerekiyor? Gerekiyor, çünkü bu sizin yararınıza olacaktır.

Zor insanlar dünyada her zaman olmuştur ve olacaktır. Virginia Satir, başka insanların sınırlı algılamalarının “bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz”der. Aynı şekilde kendi sınırlı algılamalarımızın da başka insanları tanımlamasına olanak tanımamalıyız. Sabırsızlık çoğu zaman cehaletin bir yan ürünüdür. Sabrınızı sınayan birisine aynıyla mukabele etmek üzereyseniz, onu hor görmenizin nedeninin içinde bulunduğu duruma ilişkin sınırlı bilginiz olduğunu unutmayın. Sizi rahatsız eden birisine bunun faturasını ödetir seniz onunla birlikte siz de fatura ödersiniz. Bir empati cümlesine baş vurmak ise moralinizin bozulmasını önler ve sizi kazananı olmayacak bir çatışmaya girmekten alıkoyar.

Tongue Fu
Yazarı: Sam Horn
Çeviren: Zülfü Dicleli
Yayın evi: Boyner Yayıları