10 Eylül 2014

Kadına Şiddet!

Gün geçmiyor ki bu başlık adı altında bir haber yayınlanmasın. Maalesef ki sadece ülkemizde değil tüm dünyada var olan bir gerçek bu. Bugünler de sıklıkla aklıma takılan soru şu:

Kadınlara şiddet neden uygulanıyor?

Aslında bu sorunun cevabı nedir biliyor musunuz?

Mantık üzerine bina edilebilen bir cevabı "Yok!"

Cevabını bulabilen lütfen bu konuda beni aydınlatsın.

Canı sıkkın olduğu için bile eşini, kızını, ablasını, kardeşini hatta annesini darp etmekten; daha da ileriye gidip öldürmekten çekinmeyen insanlar (insan nedir?) var.

Peki bunu böyle mi kabul etmeliyiz?

Bu töredir! Bu namustur! Bu haktır, hak etmiştir! diyerek kulağımızın üstüne yatabilir miyiz?

Peki rahat rahat yatabiliyorsak biz kendimize nasıl "insan"diyebiliriz?

Tamam konu sıkıcı, kabul ediyorum.

Ancak ayağına "Cennet" serilen yine bu kadınlar değil midir?

Peki hep gideceğimizi düşlediğimiz "Cennetimizi"  bu kadar da kolay nasıl kaybedebiliriz. Bu kadar kolay kaybedilen ebediyeti hangi mantıkla izah edebiliriz?

Ülkemizin kurulmasında, savaş yıllarında cepheye kağnıyla silah, cephane taşıyan o koskocaman yüreklerini feda etmekten çekinmeyenler yine bizim analarımız, bacılarımız, karılarımız değil miydi?

Ne de çabuk unutuluverdi? Nene Hatunlarımız, Ayşe efelerimiz...

En önemlisi de şu "Seni de dünyaya getiren bir anne değil miydi!"

Daha fazla konuyu uzatıp dağıtmadan bu soruları sormama sebep olan ve beni düşündüren şu olaydır.

2009 yılında yazmaya başladığım ve 2013 yılında bitirebildiğim kitabımı yayınlatabilmek için bir buçuk senedir çalmadığım kapı neredeyse kalmadı. Umutların bir bir söndüğü bir zamanda "Eşim" çaresizliğimi görerek benden habersiz bir kitabevine benim adıma müracaatta bulunmuş. Yaptığı uzun görüşmeler neticesinde kitabevi sahibine ulaşıp kitabımı okumalarını rica etmiş. Kitabımın kopyasını mail ortamında ilettiği yayınevi editörleri kitabımı inceleyerek bu kitabı basabilecekleri yönünde olumlu cevaplarını bizatihi yayınevi sahibi tarafından "Eşime" söylenmiş. Eylül ayının sonlarına doğru sözleşme yapmak üzere anlaşmışlar. Bir aksilik yaşanmadığı takdir de kitabım bir yayınevi tarafından ilk kez bu kadar ciddi olarak incelenmiş ve yayın programlarına dahil edilmiştir.

Şimdi soruyorum benim aylardır başaramadığım şeyi başarabilen de bir "Kadın" değil midir?

Medeniyet dediğimiz şey "Ne kadınlarımızı çıplaklıktan ibaret görmektir, ne de bu uğurda seviyesizleşmektir."

Medeniyet denilen şey "kadınlarımızın, çocuklarımızın, analarımızın, babalarımızın, eş dost ve akrabalarımızın özgür bireyler olarak yaşamalarına müsaade edebilmektir."


Saygılarımla,