30 Ağustos 2014

Beş Kitapta Çözülen Bir Sır'a Ortak Olmak

“BU KİTABIN ADI SIR” ile başlayan

“BUNU OKUYORSANIZ ARTIK ÇOK GEÇ” ,

“BU KİTAP SİZE DOKUNUR” ,

“BU KİTAP GÖZ YANILTIR” ,

“BUNA ENGEL OLMANIZ GEREK” biten bir seri maceradan bahsetmeden edemiyeceğim. İnsan beş kitap yazar da hiç mi sıkılmaz (ya da da sıkmaz) kardeşim, emin ol sıkmıyor. “Başladım bir külliyata çilem neyse çekerim” demiyorsun yani. Ben iki cilt alayım adece nasıl olsa gerisini anlarım dedim, ne de olsa on bir yaşındaki çocuklara göre yazılmıştır sıkılırım sandım ama hiç öyle olmadı dördüncü cilt bitmek üzere. Beşinci cildi daha bitirmediğim de ortaya çıktı böylece.

Unutmadan:

Yazan: Pseudonymous Bosch: www.pseudonymousbosch.com

Resimleyen: Gilbert Ford: www.gilbertford.com,

Yayıncısı: Doğan Egmont

Yazarımızın adı (Ressam Bosch'u anımsatan) takma isim hissini veriyor, nitekim ikinci kitapta kendiyle röpörtajında sırları sevdiğini iyice emin oluyorsunuz. Kendinle röpörtaj yapma işini son kitapyta da sürdürüyor. İnstagram'daki fotoğraflarında ise hepsinde yüzünü eliyle kapatmış, ünün bağlayıcı taraflarından kaçma isteğinden olduğunu sadece tahmin edebiliyorum. Ama gizemi kitapların en baş köşesine oturttuğundan eminim. İlk kitabın ilk sayfaları da şifreli başlıyor zaten. Yazım tekniği kesinlikle yaratıcı hatta şaşırtıcı, şöyle ki uzun dip notlar ve parantezler hiçleri çekinmeden bol bol serpiştirdiği yazım malzemeleri. Kendisini de hikayeye anlatıcı olarak katarak çeşitli tuhaflıklarıyla da göz dolduruyor.

Esas kahramanlarımız Cass ve Max Ernest (gene bir ressam ismi) on bir yaşlarında macercı ve en az yazar kadar değişik karekterler, Max'ın saçlarının hepsinin aynı boyda olması eşitlik arayışından, Cass'ın kulaklarının sivri olmasını da elf olma ihtimalinden. Max'ın çok konuşması yazarın çocukluğu olma ihtimalini güçlendiriyor bende. Piskolojik olarakta tüm hastalıkların tanısı konmuş neredeyse Max'a. Tuaflığının karşısında bilmin aczi de diyebiliriz. Fantastik olaylara, çeşitli zaman atlamalarına rağmen olay günümüzde hatta neredyse bizim evde geçiyor.

Belki de meslek hastalığı, belki de çocukluktan gelen merak ben kitapların ilk resimlerine bakarım, sonra internette onun çizerini bulurum, hatta facede arkadaş olur takip ederim (sapık imajı vermek istemezdim ilk yazında aslında :) en büyük zevkim çizim aşamasında atölyede görmektir kitabı, oluşumu çok heycan verici bulurum. Sanki orada bir sürü küçük şirin ilham pariler dolaşır. Mesela Gilbert Ford' u da sosyal medyada şıp diye buldum. Yeni kitapların çizimlerini şimdiden izliyorum.

Kitaplar çok katmanlı eğlenceli dedim ya, son ciltte çizgi roman bile var. Çizerle arada atışsalar bile kafaları uymuş belliki. Aslına bakarsan kitapta ne yok ki röpörtaj, blog yazısı, hissiyat testi, sihrbazlık hileleri, ekler (yenilenlerden değil ama) faydalı bilgiler hatta rüşvet teklifi bile var. Evet okuyocuya çikolata karşılığı bazı bilgileri açıklamayı teklif edecek kadar yazarı yakınımızda hissediyoruz.

Kitabın sonuna doğru “bu son değil aslında” diye birşeyle karşılaşabiliyorsunuz. Ya da “bu bölümü yazmayacağım sen tamamla ” diyen tekliflerle. Bu iş için boş sayfalar da mevcut. Bir kitabını çabuk bitsindiye (yazması) bölüm numaralarını sondan başlatması, tembel mi? Yoksa bize numaramı çekiyor? Tam anlıyamıyorsunuz. Tıpkı kendimizi anlayamadığımız gibi. Yaratıcı yazımla uğraşanlar bence bakmalılar bu seriye. Tam şu sırada biraz alıntı iyi gider:

*“hav hav” “hev hev” “huf huf” “gırr...” Korkarım bu seslerden hangisinin havlama tam olarak karşıladığından emin olamıyorum. En çok hoşunuza gideni seçeceksiniz artık.

*Sağduyulu olun, biri size bu kitap karşılığında bin dolar teklif ederse, yüksek ihtimalle niyeti kötüdür. Yinede bin dolar az para değil. Parayı alıp kaçın.

Kitapların bir başka sevdiğin huyu ise sürekli parantez açması, eskiden sık kullanılan yazım tarzı değildi hatta küçümsenirdi halbuki yazıyla dalga geçebilmek için çok uygun bir yol, bana kalsa parantezlerin içinde bile parantez açıla bilinir (matruşkalar gibi).

İtiraf edeyim “yaratıcı yazarlık”la ilgili kitap arıyordum bulamadım tatil yerinde, hadi dedim eğlenceli fantastik bir kitap alayımda ferah ferah okurum, eh tasarımlı, illüstrasyonlu kitaplar hep çocuk raflarında “BU KİTABIN ADI SIR” ı görünce “inceleye almalıyım” dedim ama başta da söylediğim gibi hafif küçümseyerek (bu içimdeki şeytanın kesinlikle ben değilim)

Önce sadece iki cildini satın aldım, diğer ciltleri İstanbul'da alırım “taşımayayım” dedim, ama bak kısa zamanda beşinci clit baş ucumda... Yani bu kitaplar *çikolata gibi tiryakilik yaratıyor.

* Çikolata kitabın resmi yiyeceği gibi bir şey yazıyı buraya bağlayabildiğim çok mutluyum.


Işıl Dirican